cicekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cicekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Mart 23, 2010

Ev sefası başlıyor...

Her sene balkonların açılması evde bir ritüeldir, ama bu sene bir ayrı özel oldu. Mutfak balkonu aslında bu mevsim daha bir güzel, rüzgar almıyor, neredeyse tüm gün boyunca güneş alıyor ama Garuda yine gelip doğurmaya karar verince tüm planlar alt üst oldu tabi.
Ama bebecikleri görünce insanın stresi geçiyor, çok şekerler, tüm gün annelerinin gelmesini ve karınlarını doyurmasını bekliyorlar...


Diğer balkondaki çiçekliğin içi senelerdir ilk baharda mor çiçek açan şu çevreyollarının kenarında gördüğümüz sarmaşık bitkisiyle kaplıydı. Gerçi çok yıllık bir bitki gibi görünüyor ama geçen yaz her ne olduysa, bitki bir anda kurudu, ben de yerine ne eksem diye düşünüyordum. Birden aklıma geldi, acaba çiçek ekmek yerine, bu kez yenilebilri otlar eksem nasıl olurdu...
Denemesi bedeva, ne de olsa mutfak bu tohumlarla dolu, ben de aşağıdaki listeyi çıkardım, ektim, etiketledim, can suyu verdim, geriye sadece her gün kontrol edip yeşermesini beklemek kalıyor...



Ekili listesi :
Baharatlar: Kişniş, Hardal, dereotu, çemen otu, kimyon
Sebzeler: semizotu, kıvırcık salata,  roka
Bakalım neler olacak heyecanla bekliyorum...!

Pazar, Aralık 27, 2009

Orkidem coştu bu sene

Her sene orkidem 1 ocak tarihinde açar, bu senelerdir böyle... Ama bu sene herhalde müjdeli haberini aldı diyeceğim, yoga gurum Raghuramji'nin kasım sonunda geleceğini duyup erken açmaya karar verdi... Bununla kalsa yine iyi, sürgün vermeye devam... Hiç üç ayrı dalda aynı anda çiçek verdiğini görmemiştim, coştukca coştu...


Aşağıdaki goncanın da 1 ocakta çiçek açma geleneğini sürdürmek üzere zamanını beklediğini düşünmekteyim, bakalım ne olacak, sonucu sizlerle de paylaşırım...


Pazar, Mayıs 17, 2009

Balkon sefası başladı

Yaz bu sene nerede kaldı derken birden bire gelmedi mi!


Gerçi benim bu sene geçen seneden kalma çiçeklerim geç açtı, hele hele begonvilimin bir ara neredeyse kuruduğuna hükmetmiştim ki, dün annem heryerinden fışkırmaya başlayan minicik filizlerini gösterdi! Bense, mis kokulu fasulyeler ekmiştim dibine "kurumş" begonvilime sarılır sarmalanır diye, ee kader bu demek ki birlikte büyüyecekler birbirlerine sarılıp koklaşarak! 
Henüz begonvilimin sadece "kuru" dallarını görüyorsunuz ama yakında size mor çiçek açmı resimlerini de göstereceğim... 
Bu arada , begonvilimin saksısında Kibele'nin dibinde açmış "çin maydanozu" olarak da bilinen taze kişnişlerimi de görebilirsiniz. Eskiden kişnişi Migroslardan alırdım, ama ne kadar pahalı bunlar böyle diyerek, aktardan zaten hint yemeklerinde kullanmak için aldığım kişniş tohumlarını ekmeye karar verdim. Sevgili Raghuramji Türkiye'deyken annesinden gördüğü bir yöntemi de benimle paylaşmıştı, kişniş'in daha çabuk çimlenmesini sağlıyormuş, kesinlikle haklı çıktı, tarif aşağıda: 

Önce bir avuç dolusu kişniş tohumlarını tek sıra haline getirerek bir bezin arasına koyuyorsunuz daha sonra elinize bir merdane ya da oklava alarak tohumları hafif hafif eziyorunuz (üstlerindeki zar ayrılıyor ve hafif eziliyor). Sonra evdeki yoğurda buluyorsunuz bu ezilmiş kabukları ve toprağı hafif eşeleyip içine bu yoğurtlu karışımı koyup toprakla kapatıyorsunuz. 
Yaparken işe yarayacağına pek inanmadığımı utanarak itiraf ediyorum, ama sonuç ortada, yemyeşil kişnişler her sabah kahvaltımı renklendiriyor! 

Bu seneki bir başka denemem ise biber kurutmak oldu, yine sürekli kurutulmuş biberleri Migroslardan alırken pazarda gördüğüm cin biberlerden satıcı amca maşallah koca bir torba dolusu vermekte ısrar edince evde çürütüp atmamak için dayanamadım ipe geçirip güneşe asarak bir deneme yaptım, işe yaradığını görünce de bir o kadar daha biber alıp 2. sırayı dizdim...  üst tarafta gördüğünüz kırmızı biberler aşağıada gördükleriniz gibi yeşildi ve güneşte kızardılar. renk değiştirdiklerini görmek o kadar zevkli ki , hem çok lezzetliler hem de dekoratifler! 


Siz de biber kurutmak istiyorsanız yapmanız gereken tek şey, pazardan/marketten aldığınız cin biberleri (bunlar daha ufak boyda ve oldukça acı) yıkamadan bir yorgan iğnesiyle ipe geçirmek olmalı. Sonra balkonda güneş gören ama yağmurda ıslanmayacak bir köşeye asın, bir kaç hafta içinde rengarenk balkonunuz şenlensin... 

Bu arada ön balkonumdaki pembe çiçeklerim de yine her yaz olduğu gibi açtılar... ne kadar sevimli ne kadar neşeliler. Ben de böylece D-vitamini alma mevsimini açmış bulunuyorum; beni balkonda güneş şemsiyesinin altında, elimde kahvem ya da soğuk suyumla kitabımı okuyup güneşlenirken görürseniz şaşırmayın!



Pazar, Haziran 15, 2008

Begonvilim ve kitap sehpası

Geçen gün D&R'da kitap karıştırırken gözüme ilişti, "book chair" isimli bir kitap sehpası gelmiş (ya da eskilerin deyimiyle rahle mi diyorlar?) - çok şeker ve çok kullanışlı, tıpkı şezlonglara benzetmişler, orta kısmı branda bezinden ve tüm iskeleti tahtadan yapılmış. Ayrıca ön kısımlarına koydukları sayfa tutucuları esnek yapmışlar ve böylece kitap ne kadar kalın olursa olsun tutucuları ayarlayabiliyorsunuz. Eğer siz de benim gibi ansiklopedi boyutu kitaplar okuyorsanız (nedense temel yoga metinleri hep bir dev kitap boyutunda oluyor), çok kullanışlı - tavsiye ederim. D&Rdan ya da kendi web sitelerinden sipariş verebilirsiniz ...


Bu arada gecen ay bir resim koymustum bloğa, sadece bir dal gibi görülen bir bitki - işte 1 ay gibi kısa bir süre içinde o bitkinin geldiği hal! Begonvil çiçek verdi, hatta sadece çiçek vermedi, büyüdü serpildi ve çiçeklendi ... Ne kadar güzel olduklarını görmeniz için gözünüzle görmeniz gerekli, fotoğraf makineleri pek iyi göstermiyor , ya da en iyisi kendinize bir iyilik yapın ve siz de balkonunuza bir dal begonvil dikin!

Pazar, Mayıs 11, 2008

Biz balkon mevsimini açtık, ya siz??


Havaların ısınmasıyla balkon mevsimini artık açtık - gerçi bir kaç aydan beri yün çoraplarımı giyip hava nasıl olursa olsun sabah kitap okuma seanslarımı balkona taşımıştım ama yine de ürpermeden, güzel bir günde kuş sesleri ile iyice uykuyu silkeleyip rahatça koltuğa uzanıp nescafeyi yudumlamak ve güzel bir kitap okumak başka oluyor ...

Geçen gün hiç olmayacak bir şey oldu ve Pati bir gecesini evin dışında geçirdi, apartman aralıpındaki çöp odasının kapısı kapanınca içeride mahsur kalmış ben de yokluğunu fark edene dek (tüm gece) dışarıda kaldı. Sabah Pati'yi evde bulamayinca yaşadığım paniği tahmin edersiniz - bu nedenle ilk işim hemen Ataşehir Vid concept'e giderek bir tasma ve isim künyesi almak oldu, nasıl yakışmış mı? Bu arada yeni moda, Pati kucağımdan aşağı inmiyor, nereye gitsem gelip kucağıma yapışıveriyor, büyüdükçe "kedi gibi sokulgan oldu!



Bu sene balkonumdaki arap yasemini nedenini anlayamadığım bir şekilde kurudu ben de yerine uzun zamandır gözümü ısıran begonvillerden aldım - yeğenim Melis'in de yardımıyla bir güzel ekmiştik geçen hafta - bu hafta hemen çiçek vermeye başlayarak beni çok şaşırttığını söylemem lazım...!


Yaz geldi, ne güzel!!!

Çarşamba, Haziran 13, 2007

Yenilebilir bitkiler...


Bilmiyorum siz de baharati seviyor musunuz? Yoga'ya olan ilgim ve Hindistan'a olan yakınlığım bana baharatı sevdirdi, kuru baharattan da yavaş yavaş taze kokulu otlara yöneldim.
Eskiden nane benim için sadece kısırın içindeki bir aroma iken, şimdi nane çayına kadar bir çok yerde kullanıyorum. Tüketimim artınca da, kreatif olmak zorunlu hale gldi tabi, yoksa her gün markete gidip bir demet nane, bir demet mercanköşk almak oldukça zor ve zahmetli.
Bir kaç farklı denemeden sonra şunu fark ettim, otların hepsi çok "arsız", siz marketten aldığınız taze otu makasla kesip, hafifçe gevşetilmiş toprağa daldırdığınızda, hemen kökleniyor. Bu şekilde, evde bir demet alıp da fazla gelen maydanoz, nane, hatta küçük pahalı kutularda satılan mercanköşk, biberiye, dağ kekiği gibi tüm otları evinizde yetiştirebilirsiniz.

Üretim talimatı:
1. Eğer mümkünse Bauhaus'ta satılan ve tohum büyütmekte kullanılan sıkıştırılmış liften yapılmış özel saksılardan eğer yoksa mümkün olduğunca küçük saksılarda (alt kısmında drenajı olursa daha iyi olur) toprak yerleştirin. Tüm otlar gevşek ve biraz kumlu toprağı seviyor, yine Bauhaus'tan bu toprağı alabilirsiniz.
2. Marketten aldığınız otun en taze görünen tepe dallarından yaklaşık 6-7 cm uzunluğunda 5-6 dal kesin. Eğer varsa, alt yapraklarını temizleyin. Üst bölümde bir kaç yaprak kalsın ki, bitki beslenebilsin.
3. Mümkün olduğunca bitkiyi zedelemeyin - alt yapraklarını makasla/bıçakla kesin. ve toprağa daldırın.
4. Bitki kendine gelen dek her gün ya da gün aşırı su vermeniz gerekecek. Toprak kurudukça su verin diye genelleyebiliriz.

Sonuçta, elbette ektiğiniz bitkilerin bir kısmı solacak ama büyük çoğunluğu tutacaktır. Ve eğer sabreder ve bitkiyi kesmezseniz (yemezseniz), yaz ortası ve sonuna doğru muhteşem çiçekler açacaktır. Geçen sene çektiğim resimleri bulamadım, bu yaz sonu çeker sizlerle de paylaşırırım, ama genel bilgi olarak kekiğin salkım şeklinde minik beyaz çiçekler, nanenin salkım şeklinde mor çiçekler açtığını, biberiyenin ise eğer iyi bakrsanız çalı haline gelip, ilk baharda mavi çiçekler açtığını söyleyebilirim. O kadar güzel görünüyorlardı ki geçen sene koparmaya kıyamadım, ama bu sene belli mi olur, belki yiyebilirim...

Pazartesi, Ocak 29, 2007

çiçeklere devam...

Çiçeklere devam edelim;
Bu aralar kamelyam havalardan olacak oldukça çiçekli, daha birinci çiçeği solmadan ikincisi açtı bile. Hatta üçüncü ve dördüncünün de yolda olduğunu söyleyebilirim. aslında bana, çiçeklerin daha büyük olmasını istiyorsam, goncaları seyreltmem gerektiği söylenmişti, ama o kadar çok gonca var ki üzerinde kıyamadım, şimdi her birinin teker teker açtığını görmek bu nedenle bana ayrı bir mutluluk veriyor.
12 ocak doğumgünümdü, ablam hediye olarak çok sevdiğimi bildiği için çiçek getirmiş, pek ilgilenemediğimden kendi mini saksılarında duruyorlardı, daha sonra evdeki geniş saksıya aldım hepsini, yerlerini çok sevdiler sanırım, hemencecik hepsi çiçekleniverdi, hatta bu resmi bu sayfaya yerleştirene kadar lalem ikinci goncasını verdi !

Bu arada geçen senelerden kenarda duran soğanlı bitkilerim de açmaya başladı, (nergis, sümbül ve lalelerim), yakında resimlerini yine bu sayfaya koyarım.

Selamlar,
Ayça

Cuma, Ocak 12, 2007

Kamelyam tamamen açtı!

Merhaba,
Kamelyamın açmaya başladığından bahsetmiştim daha önceki yazımda, artık tamamen açtı ve katmerli çiçeği ile mutfak balkonumdan her gün bana sabahları gülümsüyor.

Salı, Ocak 02, 2007

Çiçekler ve ben

Çiçekleri sever misiniz? Evde uğraşmayı en çok sevdiğim şeylerden biri de çiçeklerdir. Yaklaşık 1 sene önce bir kamelya almıştım çiçekçiden; mevsimi geçtiği için oldukça hırpalanmış ve solmak üzere olan. Hatta çiçekçi bu kamelya ile ilgilendiğimi görünce, sırf çiçekten kurtulmak için iyi de bir indirim yapmıştı. İşte resimde gördüğünüz kamelya, "solmak üzere olan kamelya"nın bugün çekilmiş fotoğrafı - üzerinde tam 15 gonca var ve biri açmak üzere!
Bana genelde evde ve balkonda bulunan çiçeklerimin bu kadar mutlu olması için ne yaptığımı sorarlar; ve sanıldığının aksine çiçeklerle konuşmam, onlara mantralar okumam, ya da özel bazı iksirler hazırlamam. Yaptığım tek şey onlarla -onların istediği şekilde- ilgilenmektir. Düzenli su vermek, kuru yapraklarını temizlemek ve istedikleri ortamı onlara sunmak (bazı çiçek güneş sever, bazısı sadece aydınlık!) çiçeğin sizden bekledikleridir. Tüm bunlar için de çiçek kitapları alır okurum; Bauhaus'a gittiğimde, geçenlerde bir firmanın çiçek bilgilerini mini-kartlara bastığını gördüm; çok güzel bir girişim. Yalnız burada bir sıkıntıyı dile getirmek istiyorum, ingilizce ve türkçe bir çok çiçek kitabım olmasına ve oldukça da incelememe rağmen, tüm kitaplarda oldukça genel ve standart bilgiler yer almakta; örneğin kış bitkilerine özel durumlarda (kar, don, vs) ne yapılması gerektiğine aldığım hiç bir kitap değinmiyor.
Örneğin balkonumdaki açelya bir kış bitkisi; ama geçen gün kar yağdığında bitkiyi kardan korumalı mıydım bilemedim; ya da açelya çok su sever ve susuzluğa hiç dayanamaz (koca bir açelyayı geçtiğimiz yaz 2 gün su vermediğim için öldürdüm) ama karda su verirsem köklerini dondurur muydum yine bilemedim... Ben de mantık yürüterek problemi kendimce çözdüm; üstüne direkt kar gelmeyecek bir köşeye çekerek mümkün olduğunca kardan korudum, susuz kalmaması içinse, toplrağının üzerine buzluktan çıkardığım buz küpleri yerleştirdim, böylece havanın ısısına göre buz küpleri yavaş yavaş eridiler ve açelya da alması gerekli suyu almış oldu.